Alkol İçilen Gecenin Sabahında Yaşanan Baş Ağrısının Bilimsel Açıklaması
alkol tüketiminin vücutta yol açtığı en önemli etkilerden biri dehidrasyon yani sıvı kaybıdır ve buna bağlı da elektrolit dengesizliği başlar. etil alkol, antidiüretik hormon salgısını baskılayarak böbreklerin su tutmasını engeller. bunun sonucu idrar üretimi artar. örneğin yaklaşık 50 gram alkol (50 cl'lik birada yaklaşık 20 gr alkol bulunur) tüketmek, birkaç saat içinde fazladan yarım litre ile bir litre su kaybına yol açabilir. vücudun susuz kalması sonucunda da sodyum ve potasyum gibi elektrolitlerde dengesizlik meydana getirir ve baş ağrısına zemin hazırlar. üstelik, hangover döneminde sık rastlanan kusma da ek sıvı ve tuz kaybına yol açarak tabloyu ağırlaştırabilir. beynin susuz kalması, kafatası içinde sıvı basıncının azalmasına ve ağrı reseptörlerinin tetiklenmesine yol açarak baş ağrısını ortaya çıkarabilir. bu nedenle alkol alırken ve sonrasında bol su içmenin hangover riskini azaltabileceği sıkça tavsiye edilir.
alkol vücutta metabolize edilirken ve kongenerler yani içeceklerin içindeki diğer maddeler işlendiğinde, bir dizi toksik bileşik ortaya çıkar. etil alkol öncelikle karaciğerde alkol dehidrojenaz enzimi ile asetaldehit e dönüşür. asetaldehit, toksik ve reaktif bir bileşiktir. vücutta biriktiğinde yüzde kızarma, çarpıntı ve baş ağrısı yapabilir. normalde hızlıca aldehit dehidrojenaz ile asetik aside parçalanır, ancak çok alkol alındığında bir süre dokularda kalarak zarar verebilir.
kongener, alkol fermantasyonu ve damıtımı sırasında etanol dışındaki oluşan diğer kimyasallara verilen genel addır. örneğin izopropanol, izobutanol, asetaldehit, organik asitler, esterler ve aminler bu gruba girer. bu kongenerlerin bir kısmı alkollü içeceklere lezzet ve aroma katar, ancak metabolize edilmeleri vücuda ekstra yük yaratır.
özellikle dikkat çeken bir kongener, metanol yani odun alkolüdür. metanol, birçok alkollü içecekte etanol ile beraber çok küçük miktarlarda bulunur. kimyasal yapısı etanole benzer fakat vücutta adh ve aldehit dehidrojenaz enzimleri tarafından metabolize edildiğinde son ürünleri formaldehit ve formik asittir ki bu maddeler son derece zehirlidir. metanol miktarı içkiden içkiye değişir. genelde brendive viski gibi damıtılmış içkiler metanol açısından en yüksek seviyelere sahiptir.
yapılan deneysel bir çalışmada, 100 mg/l metanol içeren kırmızı şarap tüketen kişilerde, etanol kanda sıfırlanana dek metanol seviyelerinin yüksek kaldığı ve bu sürecin hangover semptomlarının zamanlamasıyla örtüştüğü gösterilmiştir. bu bulgu, kanınızda alkol kalmadığında dahi metanolün metabolize olup toksik ürünler üretmesinin ertesi sabah baş ağrısı ve diğer hangover belirtilerine katkı yapabileceğini düşündürmektedir. nitekim ertesi sabah hair of the dog mantığıyla biraz alkol almanın geçici olarak rahatlatıcı olması, vücutta hala etanol bulunarak metanol metabolizmasının bloke edilmesine bağlanmaktadır.
elbette metanol tek etken değildir. votka veya cin gibi neredeyse sadece etanol ve sudan oluşan yani düşük kongenerli içeceklerle karşılaştırıldığında, burbon viski, brendi veya kırmızı şarap gibi bol kongenerli içkiler çok daha sık ve şiddetli hangovera yol açar.
bazı biyojen aminler de alkolle birlikte vücuda girerek baş ağrısını tetikleyebilir. özellikle fermente gıdalarda ve içkilerde bulunan tiramin ve histamin adlı aminler bu konuda öne çıkar. tiramin, protein içeren gıdaların fermente olmasıyla oluşabilen bir maddedir ve kan damarlarında daralma-genişleme dengesini etkileyerek baş ağrısına yol açabilir. özellikle peynir, şarküteri etleri ve şarap gibi tiramin içeriği yüksek gıda ve içeceklerin, migrene yatkın kişilerde baş ağrısını tetiklediği de bilinmektedir.
kırmızı şarap, tiramin açısından zengindir. ayrıca şarap yanında peynir gibi tiramin içeriği yüksek yiyecekler tüketildiğinde etki daha da belirgin olabilir.
histamin ise vücudumuzun bağışıklık hücreleri tarafından da üretilen ve alerjik reaksiyonlarda rol alan bir kimyasal habercidir. birçok alkol türü, özellikle fermente içecekler, histamin içerir veya vücutta histamin salınmasına neden olabilir. histamin damarlarda vazodilatasyon a neden olur yani genişlemeye yol açar, damar geçirgenliğini artırır. bu da baş ağrısı, elde, yüzde kızarma ve burun tıkanıklığı gibi belirtiler doğurabilir.
alkol sonrası yaşanan baş ağrısının sadece susuz kalma veya toksik maddelerle açıklanamayacak kadar şiddetli olduğu durumlar da vardır. vücut, aşırı alkol alımını adeta bir stres veya toksin sinyali olarak algılar ve tıpkı enfeksiyonlarda olduğu gibi çeşitli sitokinler salgılar. örneğin, ağır alkol alımının ertesi sabahında kanda ve tükürükte interlökin-6 ve interlökin-10 düzeylerinin belirgin şekilde yükseldiği saptanmıştır. bu sitokinler vücutta ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ağrıları gibi, gribe benzer bir tablo oluşturmaya yeterlidir.
ayrıca alkol tüketimi uykuya dalmayı kolaylaştırabilir, ancak uyku kalitesini bozduğu da iyi bilinen bir gerçektir. hangover sabahında hissedilen yorgunluk, bitkinlik ve baş ağrısının bir kısmı, bir önceki gecenin kalitesiz ve bölünmüş uykusunun sonucudur. alkol alındığında, özellikle yüksek dozlarda, uyku mimarisi değişir. gece boyunca normalde yaşanan rem uykusu yani rüya döneminin süresi kısalır, derin uyku evrelerinde anormallikler olur ve gece yarısından sonra sık uyanmalar görülür. derin uyku yoksunluğu ve rem bozukluğu, beyinde tam anlamıyla dinlenme ve yenilenmeyi engelleyerek baş ağrısı eşiğini düşürebilir.
yukarıdaki başlıca mekanizmaların yanı sıra, alkol, merkezi sinir sistemini baskılayan bir madde olduğundan, vücut kronik kullanımda buna adapte olur. çok içtikten sonra kandaki alkol hızla düşünce, vücutta hafif bir yoksunluk durumu belirebilir. bu da sempatik sinir sistemini aşırı aktif hale getirerek kalp çarpıntısı, terleme, titreme ve belki baş ağrısını kötüleştirebilen tansiyon değişimlerine yol açar.
son olarak, kişisel duyarlılık ve genetik faktörler de önemlidir. bazı insanlar aynı miktar alkol sonrası neredeyse hiç baş ağrısı yaşamazken kimileri az miktarda içkiyle dahi şiddetli hangover yaşar. örneğin asya kökenli bireylerde sık görülen aldh2 enzim mutasyonu asetaldehit atılımını yavaşlatarak daha kolay hangover ve baş ağrısı yapar. (bkz: asya kızarması)
rakı özelinde değerlendirdiğimizde, yapımında suma denilen üzüm veya kuru üzüm alkolü kullanılır ve bu alkol çift damıtma işleminden geçer. son damıtım sırasında anason tohumu eklenerek karakteristik anason aroması kazandırılır. rakı, bir distile içki olduğu için, fermantasyon yan ürünlerinin önemli bir kısmı damıtma sürecinde ayrıştırılmış olur. bu bakımdan, benzer alkol derecesindeki fıçılanmış viskilere kıyasla rakı daha az kongener barındırabilir.
rakı çift distile olduğu için, eğer üretim tekniği iyiyse metanol ve fusel yağları gibi istenmeyen maddeler büyük ölçüde ayrılmış olur. nitekim güvenilir üreticilerin rakılarında metanol oranı yasal limitlerin çok altındadır. dolayısıyla rakı teorik olarak temiz bir içkidir. anasonun verdiği aroma dışında su, etanol ve çok az miktarda aromatik yağ içerir. bu durum, aynı miktar alkol alındığında rakının viski veya kırmızı şaraba göre daha az baş ağrısı yapmasını sağlar.
ancak pratikte rakı tüketimi genellikle uzun soluklu ve yüksek hacimlidir. masada meze eşliğinde saatlerce rakı içilirken, kişi farkında olmadan büyük miktarda saf alkol alabilir. her duble rakı yaklaşık 10 gram etanol içerir.
örneğin bir gecede 50'lik rakı içildiğinde 60 gr civarı saf alkol alınmış olur. bu yüksek alkol yükü, dehidrasyon ve diğer mekanizmalarla ertesi gün sert bir hangovera yol açabilir. rakı genelde suyla karıştırıldığından, su tüketimi bir nebze artar ve bu iyi bir şeydir. fakat tuzlu mezeler yemek ve uzun süre oturmak gibi faktörler dehidrasyonu artırabilir. keza peynir ve et tüketilmesi de yukarıda bahsettiğim tiramin sebebiyle baş ağrısına neden olabilir.