Akciğer Solunumu Yapan Deniz Kaplumbağaları, Denizin Altında Nasıl Saatlerce Uyuyabiliyor?
deniz kaplumbağalarının hayatta kalabilmek için havaya ihtiyaç duyduğu, oysa saatlerce su altında uyuduğu bilinmektedir. bunu, “torpor” adı verilen fizyolojik bir kapanma mekanizmasıyla başarırlar.
torpor sırasında deniz kaplumbağaları, kalp atış hızlarını ve metabolizmalarını dramatik biçimde yavaşlatır (bradikardi). aktif bir deniz kaplumbağasının kalbi normalde dakikada 20–40 kez atarken, uyku sırasında bu hız neredeyse algılanamaz seviyelere kadar düşebilir.
bu durum oksijen tüketimini büyük ölçüde azaltır; böylece kanda mevcut olan oksijenin çok daha uzun süre dayanması sağlanır.
büyük derinliklerde yüksek su basıncı akciğerleri önemli ölçüde sıkıştırarak depolama kapasitelerini kısıtlar.
bu nedenle deniz kaplumbağaları, miyoglobin adı verilen bir protein aracılığıyla oksijeni kaslarında da depolar. uyku sırasında bu miyoglobin rezervi ve akciğerlerdeki oksijen, sessiz bir yedek depo görevi görür.
ayrıca deniz kaplumbağalarının kloaka adı verilen çok amaçlı bir açıklıkları bulunur. esas olarak boşaltım için kullanılan bu yapı, aynı zamanda sudan küçük miktarlarda oksijen de emebilir. ana kaynak olmamakla birlikte, uzun süreli uykuda kritik bir takviye sağlar.
son olarak
insanları oksijen yetersizliğinde uyandıran şey aslında oksijenin azlığı değil; co² birikmesidir. co² artışı kanda asidik ve yakıcı bir his oluşturarak nefes almayı zorunlu kılar. deniz kaplumbağaları ise co² asitliğine karşı olağanüstü bir toleransa sahiptir. bu sayede herhangi bir tepki tetiklenmeksizin su altında çok daha uzun süre kalabilirler.