ABD'de Mektupları Açan Kişileri Öldüren 2001 Şarbon Krizinin Korku Dolu Hikayesi
“postayla gelen ölüm”
amerika’da 11 eylül 2001 saldırılarından sadece bir hafta sonra, şarbon bakterisi taşıyan tozlarla dolu mektuplar çeşitli medya kuruluşlarına ve senatörlere postalandı. kimse o gün neler olduğunu fark etmedi. ne posta çalışanları ne de haber merkezlerindeki editörler. zarflar sıradandı. içlerinde patlayıcı yoktu ama görünmez bir tehdit vardı.
4 ekim’de florida’da bir medya şirketinde çalışan bob ofise gelen bir mektubu açtığında yayılan tozu soluduktan sonra komaya girdi, ertesi gün hayatını kaybetti. otopsi sonucu herkesi sarstı: solunum yoluyla alınmış şarbon (2010’da adamcağızın eşi hükümeti dava etti ve 2,5 milyon dolar verilerek susturuldu).
onu öldüren mektup hiçbir zaman bulunamadı (o kargaşada ortadan yok olmuştu) . aynı günlerde new york’taki haber merkezlerinde çalışan bazı kişiler grip benzeri şikâyetlerle doktora gidiyordu. yalnızca new york post ve nbc news yollanan zarflar ele geçirildi. içlerindeki madde, kaba, kahverengi, köpek mamasını andıran topaklı bir şarbondu. bu ilk dalgaydı.
ikinci dalga daha sessiz ama daha ölümcüldü
9 ekim 2001 tarihli iki yeni mektup, senatörler tom daschle ve patrick leahy için yollanmıştı. daschle’ın mektubu 15 ekim’de yardımcısı grant leslie tarafından açıldı. o an senato’nun posta sistemi felç oldu. kongre binaları boşaltıldı, çalışanlar karantinaya alındı. leahy’ye gönderilen zarf ise hiç açılmadı. yanlış okunan bir posta kodu yüzünden virginia, sterling’deki bir posta ek binasına yönlendirildi. orada çalışan david hose, solunum yoluyla şarbona yakalandı. bu zarflardaki toz farklıydı. neredeyse saf spor içeren, ince öğütülmüş, kuru bir maddeydi. yaklaşık bir gram. havaya karışması için zarfın açılması bile gerekmiyordu. yollanan mektuplarda, amerika'ya ölüm israil'e ölüm allah büyüktür gibi şeyler yazıyordu ve fotokopiyle çoğaltılmışlardı. yetkililer, şarbonlu mektupların princeton, new jersey'den gönderildiğine inanıyor. mektupların gönderilmesinde kullanılmış olabilecek yaklaşık 600 posta kutusu şarbon açısından test edildi ve nassau caddesi'ndeki kutu pozitif sonuç veren tek kutu oldu. ancak bir sonuç çıkmadı.
aynı günlerde washington dc’deki posta tesisinde çalışan thomas ve joseph ardı ardına hastalandı. ikisi de şarbon soludukları için öldü. aslında onlar hedef değildi. sadece gelen postaları ayırıyorlardı.
sonrasında haftalarca kapalı tutulan washington dc'deki brentwood posta tesisi, 130 milyon dolardan fazla değerindeki yenileme ve temizlik çalışmalarının ardından yeniden açıldı.
en az 22 kişide şarbon enfeksiyonu gelişti, bunlardan 11'i özellikle yaşamı tehdit eden solunum yoluyla bulaşan şarbon türüne yakalandı. beş kişi solunum yoluyla bulaşan şarbon nedeniyle öldü. amerika’da artık posta korku demekti.
fbi soruşturmayı “amerithrax” olarak adlandırdı (amerika ve şarbon kelimelerinin birleşimi). büroya göre bu, hukuk uygulama tarihinin en büyük ve en karmaşık soruşturmasıydı. ilk şüpheler yurtdışına yöneldi. ırak söylentileri dolaştı. el kaide fısıltıları yayıldı.
sonra bilim konuştu. kullanılan bakterinin türü saptandı, ames varyantıydı. abd biyolojik savunma programlarında kullanılan bir şarbon türü. yol yurtdışına değil, fort detrick'teki hükümete ait biosavunma laboratuvarlarına çıkıyordu.
fbi ajanları, maryland, fort detrick'teki hükümete ait biosavunma laboratuvarlarında çalışan bilim insanı steven hatfill'in evinde arama yaptı. ardından onu şüpheli kişi ilan ettiler.
tüm şüphelere rağmen ortada net bir kanıt yoktu. hatfill, new york times'a ve adalet bakanlığı'na iftira davası açtı. hatfill, hükümete karşı açtığı davada 5,8 milyon dolarlık bir tazminat aldı. biyolojik silah uzmanıydı. medya tarafından hedef alındı, takip edildi, adı sızdırıldı. yıllar sonra aklandı ve milyonlarca dolarlık tazminat aldı. ama itibarını geri alamadı.
fort detrick’te çalışan bir mikrobiyolog olan bruce ivins ikinci şüpheliydi. tüm kimyasallara erişimi vardı. düzensiz saatlerde çalışıyordu. psikolojik sorunları vardı. 2007’de fbı belgelerinde “son derece hassas bir şüpheli” olarak tanımlandı. 29 temmuz 2008’de, aşırı doz parasetamol alarak hayatına son verdi. bir hafta sonra fbi, davanın çözüldüğünü açıkladı. 2010’da soruşturmayı bitiren federaller olan bitenden ivins sorumluydu dedi ve dosyayı kapadılar. ama herkes ikna olmadı.
ulusal bilimler akademisi’nin 2011 raporu, ames varyantının doğru tespit edildiğini kabul etti ancak şarbonun kesin olarak ivins’in laboratuvarından çıktığını kanıtlayan bilimsel verinin yetersiz olduğunu söyledi. dava kapandı. sorular kapanmadı.
yirmi yılı aşkın bir süre sonra bile, 2001 şarbon saldırıları huzursuzluk yaratmaya devam ediyor. çünkü her yerde benzer bir saldırı olabilir ama böyle bir şeye hazır olmak mümkün mü?