1949'da 57 Kişinin Yanarak Ölmesine Neden Olan Facia: Çorum Vapuru Yangını
bugün karacaahmet mezarlığı'nın derinlerinde devriye atarken rast geldiğim iki ayrı mezar taşı neticesinde haberdar olduğum, 10 temmuz 1949 tarihi sabah saatlerinde tophane rıhtımına bağlı bulunan çorum vapuru'nun kıç ambarından yayılıp 57 kişinin feci şekilde yanarak ölmesine neden olan elim olay çorum vapuru yangını faciası...
ekşi sözlük'te 9 temmuz 1949 istanbul yolcu gemisi yangını olarak başlığı açılmış ama reşat ekrem koçu merhum'un efsanevi eseri istanbul ansiklopedisi'nde "çorum vapuru yangını faciası" adında müstakil bir madde başlığı var. hatta bu büyük yangın faciasının denizcilere mahsus batıl inançlara dayanan sebebi de, denizcilerce bilinen kadim bir geleneğe (geminin sancağı değişmedikçe ismi de değiştirilmez) uyulmaması sonucu meydana gelen bir "uğursuzluk" olarak bildirilmiş reşat ekrem bey tarafından..
gerçi bu kadim denizcilik geleneği çok uzun zaman önce unutulmuş olsa gerek. zira günümüzde işletilmekte olan şehir hatları vapurlarımız bizim tersanelerimizde yapılıp türk sancağıyla isim almış olmalarına rağmen zaman içinde -birkaç istisna hariç- neredeyse tamamı ismi değiştirmiş durumdadır bugün.
neyse efenim, bu felaket o zamanlar öyle büyük bir infial yaratmış ki üzerine şiirler/destanlar yazılmış.. hadiseyi ve akabinde yazılmış olan "destanı" istanbul ansiklopedesi'ndeki aynı adlı madde başlıklarından noktasına virgülüne dokunmadan alıntılayalım:
--- alıntı başlangıcı ---
istanbul limanında benzeri görülmemiş bir gemi yangını faciasıdır. tophâne rıhtımına bağlı bütün hamûlesini ve yolcularını almış, 10 temmuz 1949 pazar günü sabahı saat 5 de karadenize yola çıkacak olan devlet deniz yollarının çorum vapurunun (yine ayni idârenin gemisi olarak bu vapurun türk bayrağı altındaki ilk adı ankaradır; bir geminin ayni bayrak altında isim değiştirmesi kadimden devam ede gelen denizci an’anesine uğursuz sayılır; gemilerin isimleri sancakları ile beraber değiştirilir) 3 numaralı anbarında 9 - 10 temmuz 1949 cumartesi - pazar gecesi (o yıl ramazanın 12-13. gecesi) saat 8.15 de bir yangın çıkmış 57 vatandaş feci bir şekilde ölmüştür ve facia yangın haberi üzerine tophâne rıhtımına koşmuş binlerce istanbullunun gözleri önünde cereyan etmiştir. aşağıdaki satırlar 10 temmuz tarihli cumhuriyet gazetesinden alınmıştır:
“vapur sabahın erken saatinde yola çıkacağı için yolcularını akşamdan almışdı. anbar yolcuları yerlerine yerleştikleri bir sırada saat 8.15 de geminin kıç tarafındaki 3 numaralı anbarda çıkan yangının alev ve dumanları mezkûr anbarı birden sarıvermiştir. o anbardaki yolcular dehşet içinde kalarak, tek çıkış yolu ve çok dar olan merdivene hücum etmişlerdir, ve ancak kuvvetliler yukarıya çıkabilmişlerdir. anbarın üstündeki güverte de dar, eşya ve güverte yolcusu ile dolu olduğu için anbardan çıkış yolu hemen tıkanmışdır.
“aşağıdan gelen çocuk ve kadın feryadları güverte yolcularını harekete getirmişse de, daha öteye çekilmek imkânını bulamamışlardır. çünkü birinci mevkie açılan tek kapı evvelden kilidlenmiştir. en önde bulunanlar, kapıyı kırmağa muvaffak olmuşlar, bu defa da karşılarına demir parmaklıklar çıkmıştır. bir müddet insan üstü kuvvet sarfedilmek suretile bu mania da ortadan kaldırılmıştır. lâkin bu işler oluncaya kadar bir hayli zaman geçmiş ve ambarda kalan yolculardan bir kısmı maalesef bulundukları yerde ölmüşlerdir.
“hâdiseyi dışarıdan görenler, itfaiyeye telefon etmişler, kısa bir zaman sonra yetişen itfaiye erleri, tertibatsız geldikleri için vapura girememişler ve lumbuzlardan su sıkmağa başlamışlardır. fakat onlar su sıktıkça alevler yükselmiş ve hafif infilâklar olmuşdur. bundan da yangının ambarda bulunan bir takım kimyevî maddelerin istialinden çıktığı anlaşılmıştır. fakat, oraya gelmiş bulunan itfaiye grubu, modern cihazlarını hemen getirmeği düşünmediği için müşkül duruma düşmüştür. hattâ itfaiye erleri maskelerini de almamışlardı. bu yüzden uzun müddet ambara girememişlerdir.
“itfaiye erleri, gemi mürettebatı, halktan bazı kimseler merdiven ağzına koşarak orada yığılıp kalmış yolcuları birer birer çıkarmağa koyulmuşlardır. bu kurtarma teşebbüsüne yangının çıkmasından bir saat kadar sonra başlanabildiği için merdiven ağzından ambara çıkarılan baygın vatandaşlarımızdan bir kısmı, çıkarıldıktan bir müddet sonra ölmüşlerdir. daha yaşlı olanlarla küçük çocuklar ise ölü olarak bulunmuşlardır.
“saat 22 sularında, vapurun, vapurun kıç tarafı, mütemadi su sıkma neticesi, denize oturmağa başlayınca, dışarıdaki telâş artmış ve geminin tehlikeye düştüğü görülmüştür. derhal yetişen kilyos kurtarma gemisi. “çorum” un ambarına dolan suları boşaltmağa, bir taraftan da itfaiye, getirttiği modern söndürme cihazlarını, gaz maskelerini ve duman boşaltma makinesini kullanmağa koyulmuşlardır. alevlerin söndürülmesinden sonra gelen duman boşaltma makinesini kullanmağa koyulmuşlardır. alevlerin söndürülmesinden sonra gelen duman boşaltma cihazları da kullanıldığı için ambarda kurtarma faaliyeti artmıştır. fakat, saat 24 e kadar ambara girmek kabil olamamışdır.
“ilk tahkikata göre, yangın, tüccar eşyası arasındaki tıbbî ecza sandıklarının birinden çıkmıştır. yangından kurtulan yolculardan abdullah orak, kendisile görüşen bir arkadaşımıza hâdiseyi şöyle anlatmıştır.
“— bayburdluyum. ambarda yer tutabilmek için gemiye erken gelmiştim. içeride takriben 200 kişi vardı. saat 8 sularında burnuma, yanan lâstik kokusu geldi. etrafa bakındım, biraz ilerimde yerde kibrit alevi büyüklüğünde bir ateş gördüm, derhal koştum ve ayağımla üzerine bastırdım, fakat alev, söneceği yerde parladı, bu sırada, yolcu ve mürettebattan bazıları etrafıma geldiler, süratle büyüyen ateşi ayaklarımızla söndürmeğe koyulduk, biz çalıştıkça alevler büyüyordu... nasıl bir sürat, elektrik düğmesine basıp lâmbanın yanması gibi... alevler, bütün ambarı sarıverdi ve ambarda âni bir panik başgösterdi. herkes merdivene koştu. içerisi cehenneme döndü, herkes kurtulmak için merdivene hücum etti, çocuklar kadınlar, ityarlar eziliyor, çok kuvvetliler, onlara basarak yukarı fırlıyorlardı.”
faciada ölenlerden bir kısmının naaşları aileleri tarafından kaldırılmışdır; 11 kişinin naaşı da kızılay tarafından kaldırılmışdır; cenaze namazı kasımpadaşa camii kebirde kılınmış, daymazdere mezarlığına defnedilmişlerdir. devrin ulaştırma bakanı dr. kemal satır bu hazin cenaze töreninde bulunmak üzere ankaradan istanbula gelmiştir ki bir devlet adamına pek yakışan harekettir.
çorum vapuru yangını fâciasının destanı
istanbulun büyük vak’alar üzerine destan yazma an’anesine uyularak 15 temmuz 1949 tarihinde kemal bülbül kavaklıoğlu adında biri tarafından kaleme alınmış 8 kıt’alık bir manzûme olup 32 x 60 santim eb’adında bir varakpâreye âhenk matbaasında bastırılmış ve 10 kuruş fiatla satılığa çıkarılmışdır; “her hakkı mahfuzdur” kaydının konulması da unutulmamışdır; destanın metni şudur:
sardı tophâneyi simsiyah duman
yanıyor rıhtımda çorum vapuru
telâşa düşdüler süvâri, kaptan
alevler içinde çorum vapuru
ambarda bunalan bir yol arıyor
telsiz direğini alev sarıyor
duyan etfâiye koşub geliyor
sarıldı hortumla çorum vapuru
derinden duyulur imdad sesleri
gidemez kimse bir adım ileri
kurulmuş dünyanın küçük mahşeri
ne feci durumda çorum vapuru
tutuldu âfete mâsum yolcular
memleketlerinde özleyenleri var
kimisi nişanlı kimisi ihtiyar
mezarsın bunlara çorum vapuru.
çocuk annesini asker eşini
kimisi kaybetmiş kızkardeşini
bitirdin bir anda bütün işini
onulmaz bir yara çorum vapuru
ölülerle doldu hastahaneler
senden bahsediyor bütün gazeteler
senden hatıradır bu hâdiseler
bak ağlayanlara çorum vapuru.
nasıl gideceksin karadenize
yas tutuyor sürmene, trabzon, rize
yolunu bekleyen gözlerimize
bu halde görünme çorum vapuru.
--- alıntı sonu ---