1816 Yılında Avrupa ve Kuzey Amerika'ya Neden Yaz Gelmedi?
1816 yılında avrupa ve kuzey amerika’da yaz mevsimi resmen gelmedi.
endonezya’daki tambora yanardağı 1815’te öyle bir patladı ki, atmosfere o kadar kül ve sülfür attı ki dünya sıcaklığı yaklaşık 1 derece düştü.
1816 yılı tarihe “yazsız yıl” olarak geçti. bu ifade mecazi değil, neredeyse kelimenin tam anlamıyla doğrudur. avrupa ve kuzey amerika’da yaz mevsimi beklenen sıcaklığı getirmemiş, haziran ve temmuz aylarında kar yağmış, tarım çökmüş ve toplumsal huzursuzluk artmıştır. bu olağanüstü iklim sapmasının kökeni ise bir yıl önce, güneydoğu asya’da meydana gelen devasa bir volkanik patlamaya dayanır.
nisan 1815’te endonezya’daki tambora yanardağı tarihin kaydedilmiş en büyük patlamalarından birini gerçekleştirdi. atmosfere milyonlarca ton kül ve sülfür dioksit yayıldı. bu parçacıklar stratosferde asılı kalarak güneş ışınlarının bir kısmını geri yansıttı. sonuç olarak dünya genelinde ortalama sıcaklık yaklaşık 1°c düştü. küresel ölçekte 1 derecelik bir düşüş, tarım ve ekosistemler için dramatik sonuçlar doğurur.
1816 yazında abd’nin kuzeydoğusunda haziran ayında kar yağdı. avrupa’da don olayları temmuz ayına kadar sürdü. tahıl üretimi ciddi şekilde azaldı, gıda fiyatları yükseldi ve bazı bölgelerde isyanlar patlak verdi. bu dönem yalnızca meteorolojik bir anomali değil, aynı zamanda sanayi öncesi dünyanın ne kadar kırılgan olduğunu gösteren küresel bir krizdi. tarım üretimine bağımlı ekonomiler, ani iklim şoklarına karşı savunmasızdı.
ancak bu karanlık yazın yalnızca yıkıcı değil, kültürel açıdan kurucu bir sonucu da oldu. 1816 yazında isviçre’de cenevre gölü kıyısında toplanan bir grup yazar — mary shelley, percy shelley ve lord byron — kötü hava koşulları nedeniyle günlerce kapalı mekânda kaldı. lord byron’ın önerdiği korku hikâyesi yazma yarışması sırasında mary shelley, daha sonra modern bilim kurgu ve gotik edebiyatın temel taşlarından biri sayılacak olan frankenstein romanının fikrini geliştirdi. böylece küresel bir volkanik patlama, yalnızca iklimi değil, insan hayal gücünü de şekillendirmiş oldu.
tambora patlaması ve 1816’daki “yazsız yıl”, tarihin doğrusal ilerlemediğini gösterir. coğrafi olarak uzak bir volkan, binlerce kilometre ötede ekonomik krizlere, siyasi huzursuzluklara ve kültürel üretimlere yol açabilir. bir yanardağ patladı, güneş karardı, hasatlar yandı ve bir edebi canavar doğdu. tarih bazen zincirleme bir reaksiyondur; kıvılcımı ise beklenmedik bir yerden gelir.